Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Sevgilinizi Kıskanır Mısınız?
#1
Kıskançlık, her ilişkide olması gereken, ama dozunun da ayarlanmasının çok önemli olduğu, hassas bir olgu. Eğer kıskançlık seviyesini ayarlayamazsanız, muhtemelen o çok sevdiğiniz, kimseyle paylaşamadığınız için kıskandığınız insanı, kendi ellerinizle, altın tepsi içerisinde bir başkasına hediye edersiniz. Ama seven insan kıskanır... Haklısınız, seven insan kıskanır, ama ne kadar kıskanıyorsanız o kadar seviyorsunuz gibi bir ölçüt de yok.

Bir adam ya da bir kadın, kıskanılmazsa, kendini eksik hisseder. En azından bu durum bana göre öyle. Ama eğer fazla kıskanırsanız da boğulur, bir de bakmışsınız avuçlarınızın arasından kaçıp gitmiş... Ama kıskanç bir insansanız, dozunu ayarlamanız çok zor. Bu durum aslında trafik kazalarına benzetilebilir. Nasıl mı?

Sevgilinize ya da eşinize çok güvenirsiniz, tıpkı çok iyi bir şoför gibi. Ama sonra, biri gelir, onu kandırır; tıpkı, kötü bir şoförün, iyi bir şoföre kaza yaptırması gibi. Karşıdan gelen hamleyi kestiremeyebilirsiniz. Aslında güvendiğiniz insana olan kıskançlığınız da bundan kaynaklanır. Ama kimseyi, hayattan soyutlayamazsınız. Bu hatayı kesinlikle yapmamalısınız.

Ben kendi adıma kıskanç bir insanım. İlk zamanlar da bu kıskançlığım hastalık seviyesindeydi diyebilirim; yalan olmaz. Neden mi? Sanırım şimdiye baktığımızda ben aşk işlerine çok geç başladım Smile 21 yaşımdaydım ilk erkek arkadaşım olduğunda, biz onunla 3.5 sene kadar çıktık. O da 24 yaşındaydı; üniversite öğrencisiydi. Farklı şehirlerdeydik; ama bana yakın olmak için ikinci kez üniversite sınavına girmiş, okulunu bırakıp, yakın bir şehre gelmişti. (Yakın dediğim yine 3 - 3.5 saat mesefedeydi) Ayda bir kere görüşebiliyorduk.

İlk senesi yurtta geçti. Her şey o kadar iyiydi ki, tek sorunum okulda olduğu zamanlardı. Sınıfa girerken telefonu açık bıraktırırdım (O zamanlar sınırsız konuşma hakkımız vardı; gerçi şimdi de var ama o kadar yaygın değil) Sınıfa girerdi, sırasına oturur, yanındakiyle konuşur, yanındaki kişinin erkek olduğuna inandığımda ben kapatırdım telefonu.

İkinci öğretim olduğu için 5'ten sonra gidiyordu okula. Çıkış 10 gibi oluyordu. Yurda giriş zamanı erken olduğu için dışarıda gezme şansı yoktu. Sabah saat 5'e kadar falan ders çalışıyorlardı arkadaşlarıyla, sonra da uyuyordu. 4'ten önce uyanmıyordu. Bir yemek yiyip okula gidiyordu. Gayet güzel şartlardı bunlar benim için. Ve o da bana, ciddi anlamda tahammül ediyordu. Bitmiş bir ilişki olabilir ama tek bir gün bile hakkında kötü düşündüğüm bir insan olmadı.

İkinci sene eve çıktılar 4 arkadaş. Bir müddet sonra arkadaşlarının kız arkadaşları gelmeye başladı. Ben o sıra telefonu hiç kapatmıyordum. O kendini odaya kapatıyordu... Ama çok rahatsız oluyordum yine de. Bir gün arkadaşları ile bu konuyu konuşması için ısrar ettim. Onlar da kız arkadaşları ile konuştular. Kızların ondan özür dilediğini ve bir daha da eve gitmediklerini biliyorum Smile Şimdi bakıyorum da, gerçekten çok fenaydım sanırım Smile Aslında komik değil; bakmayın güldüğüme, Bu kadarına tahammül ettiği için onda da sorun vardı, bende olduğu gibi. Normal değil bu.

Sonra ben radyoculuğa başladım. Bana yayın yapmayı bir adam öğretiyordu. Zaten radyo çok sevdiğim ve istediğim bir uğraştı. Günün büyük çoğunluğunu radyoya ayırmaya başladım. O da beni kıskanıyordu haklı olarak. Yayınlarımda kendisine şarkı armağan etmemi istiyordu. Ben de profesyonelikte bu yok diyordum her seferinde. Yine de idare etmeye çalışıyordu...

Taa ki, artık okul kapanacaktı. Ailesi onu almaya gelecek ve geldiklerinde, onu alıp, dönüşte buraya uğrayacaklardı. Aileler tanışacak, isteme, söz olayları olacaktı. Bir düşündüm. Sadece bir kaç gün kalmıştı. Ben o kadar kıskanç birine dayanabilecek miydim? Bu iş olmamalıydı. Hatta bitmeliydi. Bitti de... Zor oldu; ama oldu.

Diyorum ya, kıskançlıksa, ben sonuna kadar yaşadım ve yaşattım. Ve o, beni aldatabilecek son insandı. Yaptığım hiç doğru bir şey değildi. Ve, sana yapılmasını istemediğin hiç bir şeyi sen de başkasına yapmayacaksın. Şimdi kıskanç değil miyim? Yine kıskancım. Ama bu durum, karşımdaki insana hayatı zindan etmez. Etmemeli de.

30 yaşıma geldiğimde biriyle çıkmaya başladık. Çok kısa sürdü; 4 ay gibi bir zaman. Ona güveniyordum. Bir gün bana yazacağı mesajı yanlışlıkla iş arkadaşına yazıp atmış. Mesajda "Aşkım" yazıyordu. Sonra aynısını bana yeniden gönderdi ve durumu anlattı. Ama bu gibi yanlışlıklar olabiliyor malesef. Çünkü çalışıyordu o mesajı yazdığında. Ve mesajı attığı kişi zaten evli bir kadındı. Tüm günleri aynı reyonda birlikte geçiyordu. Onu mu kıskanacaktım? Başka derdim mi yoktu?

Önceki ve sonraki ben...

Kıskandığınız insanın size olan tutumlarına, kendisi ile anlattıklarına, görüştüğü kişilere bakarak yapmalısınız değerlendirmelerinizi. Herkesin kıskanmaya da, kıskanılmaya da hakkı var. Aşk gibi, sevgi gibi gayet insani duygular. Ama denge önemli. Aşmayın dengenizi. Bir gün, aynısının size de döneceğini unutmayın sakın.
Ara
Cevapla
|


Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi
Yandex.Metrica